Olağanüstü Olan Sahnede - Can Bora

“Spectacular”; yani olağanüstü, muhteşem, göz alıcı, görülmeye değer, şaşırtıcı ne demek? Gösteri sanatları terminolojisinde “spectacular” olan aynı zamanda da tiyatral olanı kapsar.

Tiyatro tarihine baktığımızda, tiyatro sanatı belirli yüzyıllarda diğer sanatları kendi bünyesine davet etmekle kalmamış, yedinci sanat olan sinemanın ortaya çıkışında ise ana ilham kaynağı olmuştur.

Bu seminer serisi; “spectacular” kavramı üstünden, Blue Screen (ya da diğer adıyla Green Box) tekniğinin ve artık özerkliğini ispat etmiş “video art” ın Amerika, Avrupa ve Türkiye’de 20. ve 21. yüzyılda gerçekleştirilen, seçilmiş çağdaş sahne sanatları örnekleri ile ile nasıl bir etkileşim içinde olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır. Andre Bazin, Sinema Nedir? adlı kitabında şöyle yazar: “ (…) akılda tutulması gereken önemli bir nokta sinema ne kadar tiyatroya özgü araçlara sadık kalırsa, o kadar çok, kendi dilini oluşturma için daha derin araştırmalar yapma gerekliliğini hissedecektir. İki dil arasındaki teklifsiz dostluk, her iki dilin de gizeminin daha kolay çözülmesini sağlayacaktır (..) Sinema, başlangıçta tiyatrodan aldığı değerleri daha sonraki yıllarda ona geri vermeye başlamıştır.”

Sinema sanatında olduğu gibi, tiyatro başka bir sanat disiplinin oluşmasında ön ayak olmaya devam etmekte midir yoksa günümüzde artık özerkliğini ispat etmiş diğer sanat türleri mi tiyatro sanatını etkilemektir? Peki, bu etkileşim tiyatro sanatında nasıl bir değişiklikliğe ya da açılmaya hizmet etmektedir?

Bu dört haftalık seminerdeki amacımız çağdaş tiyatrodaki güncel değişimleri, yenilikleri ve kullanılan görsel sanatların reji ve dramaturji üzerindeki etkilerini çalışmakla beraber, kesitler izleyeceğimiz gösterilerin yaklaşım içinde oldukları felsefi ekollere ve “spectacular” kavramının bu bağlamda tiyatro tarihindeki yerine de değineceğiz. Gösteri sanatlarına, sinema, görsel sanatlara, disiplinlerarası yaratımlara ilgi duyan, felsefi ve psikolojik metinlere ilgi duyan, gösterimlerinin arkasındaki fikir dünyasını ve konsept çerçevesini merak eden herkes seminerimize davetlidir.

Program içeriğinde inceleceğimiz ve görsel kayıtlarını inceleyebileceğimiz gösteriler şunlardır:

Peter Sellars’ın video sanatçısı Bill Viola ile yönettiği, Bastille - Opera Paris programında yer alan Wagner’in Tristan ve Isolde Operası (2005)

Fransız video sanatçısı Pierrick Sorin’in 22h13 isimli solo tiyatro gösterisi (2010)

Pierrick Sorin ve Giorgio Barberio Corsetti’nin Chatelet Tiyatrosu’nda yönettiği, Rossini’nin La Pietra del Paragone (2010) operası

Tonelgroeep Amsterdam’ın sanat direktörü Ivo Van Hove’nin İtalyan yönetmen Michelangelo Antonioni’nin Macera, Gece ve Tutulma filmlerini uyarladığı ve yönettiği The Antonioni Project (2011)

Amerikalı The Big Art Group’un House of No More isimli tiyatro gösterisi (2004)

Türk tiyatrosundan berika disiplinlerarası sanat topluluğundan DANTEL (2011) ve KAM* (2014)

 

1.Hafta Tiyatrodan Sinemaya:

İllüzyonist ve sihirbaz Georges Méliès kendi tiyatrosunda gösteriler yaparken, Lumière kardeşlerin icat ettiği sinematografi makinesini almış ve icat ettiği yöntemlerle sinema tarihinde önemli bir yer kazanmıştır. Peki, Méliès ne tür “sinema hileleri” bulmuştur? Christian Metz “hile” ve “özel efekt” kavramları arasında nasıl bir ayrım sunmaktadır? Méliès’in icatları; 19. yüzyılda tiyatroda “spectacular” amaçlı kullanılan Fantasmagori, Pepper’s Ghost gibi icatları nasıl etkilemiştir? Tiyatro sahnesinde fantastik olan nasıl yer bulmuştur?

 

2. Hafta Sinemadan Tiyatroya:

Méliès’in icatları günümüzde Blue Screen’in kaynağını oluşturur. Peki Blue Screen ilk hangi isimle, hangi filmde kullanılmıştır? King Kong, Bağdat Hırsızı, Yaşlı Adam ve Deniz’den sonra, E.T., Geleceğe Dönüş, Yıldız Savaşları, Matrix, Harry Potter’da bu teknik nasıl gelişmiştir? Günümüzdeki “chroma keying” en basit şekilde nedir, nasıl yapılır? Peki Blue Screen tekniği tiyatro sahnesine dahil edildiğinde, sinemaya özgü olan bu teknik ve tiyatro arasındaki diyalog; 22h13’te “bir mahremiyet alanı ve benliğin sahneye konuluşuna”, La Pietra del Paragone’de “sahne demateriyalizasyonuna”, The Antonioni Project’te “sinema nakline”, House of No More’da “Real Time Film Technic ismi verilen yeni bir melez tiyatro dili oluşturmaya”, DANTEL’de “görünmeyeni görünür kılmaya” nasıl ön ayak olmuştur?

 

3. Hafta Bill Viola ve Video Art

Bill Viola, artık özerkliğini ispat etmiş olan video art’ın önemli öncülerindendir. Zaman, video art’ta nasıl “plastik bir malzeme” haline gelmiştir? Peki video art, daha çok görselliğe mi yoksa Viola’nın deyimiyle “müziğe” mi yakındır, yoksa bir üçüncü seçenek olarak “arada bir yerde” midir? Bu derste, video art’ın genel özelliklerine değindikten sonra Viola’nın temel eserlerine ve sanatçı ile bire bir yapılan röportajın video kaydına göz atacağız.

 

4. Hafta Aradalık Kavramı ve Çifte Gösterim

Antik trajedileri çağdaş yorumlamasıyla tanınan tiyatro ve opera yönetmeni Peter Sellars’ın ön ayak olduğu bu proje için, 3,5 saat süren opera süresince Bill Viola tüm opera sahnesinin arkasını kaplayan, dev ekranlara projekte edilen özel bir tasarım gerçekleştirdi. Peki, video art’ın opera sahnesine dahil olması, Wagner’in “gesamtkunstwerk” idesini gerçekleştirdi mi? Viola’nın doğu felsefe kaynaklı videoları, Schopenhaur ve Doğu Mistisizm’den etkilenen Wagner’in sanata bakış açısıyla nasıl bir araya geldi? Video imajlarının göz alıcı karizması; ışık, sahne tasarımını nasıl etkiledi? Seyircinin gözü istemsizce dev video imajları tarafından fethedilmişken, sahnedeki etten ve kemikten opera sanatçıcı ile ekranda piksellerden oluşan virtüel oyuncular arasında nasıl bir gerilim oluştu? Video art’ın bu kadar egemen olduğu bir gösteri için tek tip bir türden bahsedebilir miyiz?

 

Can Bora: 1986’da İstanbul’da doğdu. Özel Saint Joseph Fransız Lisesi’nden mezun oldu. Lisans öğrenimini “Tiyatro Bilimi” üzerine Paris 3 - Sorbonne Nouvelle Üniversitesi’nde, yüksek lisans tezlerini ise aynı üniversitede “Çağdaş Tiyatro ve Video Art”, “Çağdaş Gösteri Sanatları ve Blue Screen Tekniği” üzerine yazdı. Aynı dönemde, Hector Berliotz Belediye Konservatuarı’nın “Oyunculuk” bölümüne devam etti. Daha sonra, Barselona’ya taşınarak yoğun olarak çağdaş dans ve psikosomatik hareket teknikleriyle ilgilenmeye başladı. Institut del Teatre’da Özen Yula’nın Sahibinden Kiralık isimli oyununu İspanyolca’ya çevirerek yönetti. DOT Yeni Metinler Projesi kapsamında Mısır Apartmanı’nda Bilinmeyen Bölge isimli kısa oyununun okuma tiyatrosu DOT oyuncuları tarafından gerçekleştirildi. Paris ve Barselona’da kaldığı dönem boyunca dansçı ve performans sanatçısı olarak çalıştı.

İstanbul’da İstanbul Devlet Tiyatroları, Akbank Sanat ve yurtdışında oyuncu, dansçı, performans sanatçısı ve yazar olarak çalıştıktan sonra 2011’de berika’yı kurarak bağımsız çoklu disiplinli sanatçı olarak çalışmaya başladı. Topluluk disiplinlerası bir estetikle çalışarak tiyatro, dans ve çocuk tiyatrosu konusunda üretmeye devam etmektedir. İki senedir oyuncu koçu Deniz Erdem ile oyunculuğa bakış açısı daha derin bir görü kazanmıştır. Bora’nın sanata bakış açısı ise beş senedir danışmanlık aldığı sanat terapisi aracılığıyla değişim geçirmiştir. Yeditepe Üniversitesi GSF Tiyatro Bölümü’nde 2016’dan beri “Hareket” dersleri ve aynı zamanda Cihangir Yoga ve Deniz Erdem Studio’nun uzman kadrosunda olup yoga eğitimleri vermektedir.

detaylı bilgi: can-bora.com

 

 

Can Bora’yla ‘’çağdaş sahne sanatlarının görsel sanatlarla kesişmesi ve etkileşimi’’ semineri’nin tarih, saat ve fiyat bilgileri:

Başlama tarihi ve saati: 15 ocak 2019 / 19.00-22.00 (4 hafta her salı)

Fiyat: Tam 120TL, öğrenci 80TL, tek ders ücreti tam 40TL, öğrenci 30TL