Ekoloji ve Kriz

Eşine az rastlanan bir krizin içinde, yok oluşun eşiğindeyiz. Bütün bir kıtaya yayılan yangınlar ormanları yok ediyor, hayvanlar göç yollarını değiştiriyor, insanlar topraksızlaşıyor, biyolojik çeşitlilik azalıyor ve devletler kaynaklar için savaşmaya hazırlanıyor. Verilen sözlerin ardı arkasına biriktiği, eylemin ise göreli olarak cılız kaldığı bir zamanda nereye gittiğimizi kestiremiyoruz.

 

Poedat tarafından 28 Mart ve 4 Nisan tarihlerinde Moda Sahnesi'nde gerçekleştirilecek Ekoloji ve Kriz; iklim adaleti, iklim direnişleri ve iklim olağanüstü hâli gibi kavramlar çerçevesinde gezegenimizin karşı karşıya olduğu riskleri politik, ekonomik ve tarihsel yönleriyle inceleyecek.

 

28 Mart, 14.00-15.30

 

Fikret Adaman, "Türkiye Özelinde İklim Krizine Karşı Çık(may)ışın Ekonomi Politiği"

 

Türkiye özeline bakıldığı zaman, madenden hidroelektrik enerjisi santraline çeşitli başlıklarda çevre konusunda muhalif duruş sergilenmesine rağmen, iklim krizi karşısında çıkan sesin -hele yurt dışında, konuyla ilgili muhalefetin son iki yıllık performansına bakıldığında- cılız olduğu dikkati çekmektedir. Özellikle vurgulanması gereken nokta, iklim krizinin etkilerini artık çok daha somut olarak ve maliyet olarak deneyimlemekte olan geniş kesimlerin geniş anlamda konuya ilgisiz kaldığı, ilgilenenlerin ise bunu politik bir söyleme dönüştürmediği gerçeğidir. Maden ya da hidroelektrik enerjisi santrali gündeme geldiğinde hareketlenen kesimler neden iklim krizi karşısında büyük ölçüde suskun kalmaktadır? Sunum, buradaki paradoksal durumu politik ekoloji bağlamında analiz etmeyi hedeflemektedir. Çalışmanın arka planı Bengi Akbulut ve Hande Paker ile birlikte oluşturulmuştur.

 

28 Mart, 16.00-17.30

 

Hikmet Kuran, "Nazi Dönemi Işığında Kuramsal ve Pratik Açıdan Ekoloji-Faşizm İlişkisi"

 

Tarihsel süreçte ırkçılık-milliyetçilik konusunda olduğu kadar çevre koruma konusunda da özgün bir geçmişe sahip olan Almanya, bu iki kavramı çevre korumayla ilişkilendirme açısından da farklı bir konumdadır. Çevresel hassasiyetin kapsamlı bir şekilde dile getirildiği ve örgütsel bir boyut kazandığı Almanya’da insanlık tarihinin tanık olduğu en dehşet verici politik-ırkçı pratiklerin hayata geçmiş olması ilgi çeken bir durumdur. Hatta birbirinden çok farklı bu iki olgu arasında düşünsel açıdan çeşitli kesişimlerin varlığı ilk başta kaygı vericidir. Öyle ki çevrecilikle faşizmin Nasyonal Sosyalist Alman örneğinde karmaşık bir birliktelik içinde olduğu sonucuna varmak tarihsel olarak incelendiğinde yeterince olası görünmektedir. Bu olasılığı destekleyen örnekleri faşist öğreti ve politik açılımlar içinde bulmak mümkündür. Ancak bu birliktelik daha derin boyutlarda sorgulandığında varılan sonuç, ilk andaki yargıdan farklı bir noktaya işaret etmektedir. Nazi iktidarının çevresel açıdan konumuna ilişkin bu sorgulama, sunumun ana konusunu oluşturmaktadır. Nazi iktidarı dönemindeki çevre politikalarının bir analizini yapmayı amaçlayan bu sunumda, temel eksen olarak çevremerkezli yaklaşım ele alınmaktadır. Sunumda ilk olarak çevremerkezli yaklaşımın etik anlayışı ve doğaya, topluma ve insana yönelik bakış açısı ele alınmaktadır. Sonrasında ise Nazi Dönemi ve Alman çevre koruma geçmişi, kalkınma-çevre etkileşimi üzerinden incelenmekte ve Nazi iktidarının “çevreciliği” sorgulanmaktadır.

 

4 Nisan, 14.00-15.30

 

Sinan Erensü, "İklim Adaletinden Yeşil Yeni Anlaşma'ya İklim Hareketinin İmkân ve Zaafları"

 

Bir yandan rekor sıcaklıklar, söndürülemeyen yangınlar ve olağan dışı hava olayları, diğer yandan da hayal kırıklıkları ile biten Birleşmiş Milletler zirveleri ve atmosferde artmaya devam eden karbon miktarı… İklim krizi derinleşiyor, etkileri artık bugün geri dönülmez bir biçimde hissediliyor. Lakin, krizin güncelliği ve ulus devletlerin ataletine karşın küresel iklim hareketi en güçlü ve verimli dönemini yaşıyor. Gerek yerli halklar ve kadın grupları, gerek sendikalar, gençlik örgütlenmeleri ve sosyalist hareketler itirazlarını hiç olmadığı kadar yüksek sesle çıkartıyor, ulus devletlerin olmasa da taban hareketlerinin kavram ve iddiaları alanın dilini şekillendiriyor. Sunum; tam da bu yeni kavramları masaya yatırmayı, küresel iklim hareketinin bugününü şekillendiren belli başlı teorik ve pratik önermeleri ele almak suretiyle iklim krizine müdahale iddiası taşıyan temel perspektifleri tartışmaya açmayı hedefliyor. “İklim adaleti” ve “iklim olağanüstü hâli” gibi talepler, iklim grevi ve benzeri eylemler, enerji demokrasisi ve Yeşil Yeni Anlaşma gibi programlar birbirlerine nasıl konuşur, benzeştikleri ve farklılaştıkları noktalar nelerdir? Bu kavramlar ne ölçüde ulus devletlerin sınırlarını aşar, farklı coğrafyalarda neler ifade eder? Türkiye’de yaşanan enerji ihtilafları ile iklim hareketi arasında nasıl bir rabıta var? İklim krizi ve mücadeleler farklı toplumsal kesimlere ve birbirlerine nasıl konuşur, konuşturulur? Sunum, bu ve bunun gibi sorular üzerinden iklim adaleti mücadelesinin güncel durumunu ortaya koymayı, Türkiye ve küresel iklim hareketinin imkân ve sınırlarını tartışmaya açmayı amaçlamaktadır.

 

4 Nisan, 16.00-17.30

 

Begüm Özkaynak, "Yeşil Ekonomi'de Neredeyiz?"

 

İklim değişikliğinin etkilerinin giderek daha çok hissedilmeye başlandığı bir dönemde, sürdürülebilir kalkınmaya dayalı bir ekonomi modeli oluşturmak kaçınılmaz hâle gelmiştir. Yerel toplulukların ve çevre hareketlerinin çevresel adalet talepleri de madencilik, enerji altyapıları ve kentsel dönüşüm benzeri alanlarda yaşanan ekolojik paylaşıma dayalı ihtilaflar incelendiğinde yükseliştedir. Sunum; öncelikle, sürdürülebilir kalkınma, yeşil ekonomi ve çevresel adalet benzeri kavramların hem tarihsel gelişimini hem de bugün gelinen noktada temel tartışma noktalarını ele almayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda, 1970’lerden beri süregelen ve güncelliğini koruyan bir tartışma, insani gelişimin sürdürülmesinin ve gayrisafi yurt içi hasılanın büyümeye devam etmesinin daha az kaynak kullanımıyla ve daha adil bir şekilde gerçekleştirilebilir olup olmadığıdır. Bu bağlamda, Dünya’da ve Türkiye’de yeşil ekonomi hedefine ne derece yakın veya uzak olduğumuz ve sürdürülebilirlik dönüşümünde önümüzde duran sorunlar ve karşımıza çıkan zorluklar tartışmaya değerdir.

 

ÖZGEÇMİŞLER

 

Fikret Adaman, lisans ve lisansüstü derecelerini Boğaziçi Üniversitesi'nde tamamlamış ve doktora payesini Manchester Üniversitesi'nden almıştır. Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nde profesör olarak görev yapmaktadır. Alternatif ekonomiler, çevre iktisadı, iktisadi düşünce tarihi, politik ekoloji, Türkiye'nin ekonomi politiği ve sosyal politikalar üzerine çalışmaktadır. Sosyal dışlanma konusunda Avrupa Komisyonu'nda Türkiye uzmanı olarak çalışmaktadır. Ekonomi bölüm başkanlığı ve rektör danışmanlığı görevlerini icra etmiştir. Misafir eğitmen ve araştırmacı olarak Bologna, Erasmus, Utah, Purdue ve Massachusetts Amherst üniversitelerinde bulunmuştur.

 

Hikmet Kuran, 1986 yılında Erzurum'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini bu şehirde tamamladı. 2009 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü'nden mezun oldu. 2010-2017 yılları arasında Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde araştırma görevlisi olarak çalıştı. 2014 yılında aynı enstitünün Kent ve Çevre Bilimleri Yüksek Lisans Programı'ndan mezun oldu. Aynı yıl başladığı doktora eğitimini Ankara Üniversitesi Kent, Çevre ve Yerel Yönetim Politikaları Ana Bilim Dalı'nda 2019 yılında tamamladı. Hâlihazırda, Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü'nde doktor öğretim üyesi olarak çalışmakta ve aynı üniversitenin Kent, Çevre ve Yerel Yönetimler Ana Bilim Dalı'nın başkanlığını yürütmektedir.

 

Sinan Erensü, lisans derecesini Sabancı Üniversitesi Siyasal ve Toplumsal Bilimler Programı'ndan, yüksek lisans derecesini Cambridge Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden aldı. Minnesota Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde tamamlandığı doktora tez çalışmasında Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki altyapı yatırımları ve ekoloji mücadeleleri üzerinden Türkiye'de dönüşen doğa, toplum, devlet ve sermaye ilişkilerini inceledi. Doktora sonrası araştırmacı olarak Northwestern Üniversitesi'nde çalıştı; enerji ve çevre üzerine dersler verdi. 2016 yılında benzer konularda çalışmalar yapan araştırmacılarla beraber İletişim Yayınları'ndan çıkanSudan Sebepler: Türkiye'de Neoliberal Su-Enerji Politikaları ve Direnişlerive Tekin Yayınları'ndan çıkanİsyan ve Umudun Dip Dalgası: Günümüz Türkiye'sinden Politik Ekoloji Tartışmalarıadlı yayınların editörlüğünü yaptı. Araştırma alanları arasında kalkınma ve enerji çalışmaları, çevre ve mekân sosyolojisi, kentsel ve kırsal politik ekoloji yer alıyor. Kurucu üyelerinden olduğu Mekanda Adalet Derneği'nde eğitim ve araştırma çalışmalarından sorumludur. Hâlen Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi'nde Mercator-IPM araştırmacısı olarak enerji adaleti ve demokrasisi üzerine çalışmaktadır. Akademik ve güncel yazılarına umn.academia.edu/SinanErensü adresinden erişilebilir.

 

Begüm Özkaynak, Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nde öğretim üyesidir. Lisans ve lisansüstü derecelerini Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nden aldı. Bir diğer lisansüstü derecesini 2000'de Manchester Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nde, doktorasını ise 2005'te İspanya'da Autònoma de Barcelona Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü'nde tamamladı. Araştırma alanları sürdürülebilir kalkınma, çevre ekonomisi ve politikaları, ekolojik ekonomi ve politik ekoloji olarak tanımlanabilir. Yayınları, genel itibariyle, çevre korumasının ekonomi politiği, çevrecilik akımları, enerji ve maden ihtilafları üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu konularda çalıştay ve konferanslar düzenlemiş, Avrupa Birliği 7. Çerçeve Programı tarafından desteklenen "Çevresel Adalet Örgütleri, Sorumluluk ve E-Ticaret" (EJOLT) ve Uluslararası Sosyal Bilim Konseyi (ISSC) tarafından desteklenen "Çevresel Adalet için Akademisyen-Aktivist Ortak Bilgi Üretimi"(ACKNOWL-EJ) gibi ulusal ve uluslararası projelerin parçası olmuştur. Birleşmiş Milletler'in Küresel Çevre Raporu (GEO) ve Hükümetlerarası Biyolojik Çeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Platformu (IPBES) kapsamındaki süreçlerde araştırmacı olarak da yer almaktadır.